
Kaynak: mavimtrakmavi
Dear Sherlock,
My god, if you’re reading this before your birthday then I swear, you’ll be next on the autopsy table. If not, then happy birthday dearest Sherlock. I understand you said no gifts but… You know me, cheesy. I hope you don’t find this to be too much - I secretly always wanted to create a mixtape for someone. These songs all remind me of you, or of us and so I thought you could, I don’t know, listen to them next time you go to your mind map of whatever it is you call it… Jesus, who am I kidding? This was a ridiculous idea, but no doubt you’ve already attempted to break into my laptop to find out what I’ve been getting for you, so you’re expecting something. Either way, I hope you have a great day Sherlock, and who knows… Maybe they’ll be something else for you to unwrap later…
With love,
John x
Kaynak: hiddlemeister
Kaynak: holmesalone
GameSpirit: Bizde bir Barcelona taraftarı var...
Bizde bir Barcelona taraftarı var, Johan Cruyff’u bilmez ama Barça’nın dünyanın en iyi takımı olduğu konusunda değişmez bir kafa yapısıyla yaşıyor. Alllah var ülkemizde futboldan anlayan Barça taraftarı çok fazla. Sıkı bir Madrid taraftarı olarak da söyleyebilirim ki Barça sevilmeye değer bir takım-dı. Ama Türkiye’de hala oturmamış olan taraftarlık olgusu yüzünden Barça’dan bazen de futboldan nefret ediyorum. Türkiye’nin azımsanamayacak derecede büyük kısmı “yeneni tutma taraftarlığı” içinde. Barcelona kazandığında kendi ayaklarıyla golü atmışçasına galibiyeti sahiplenen, sevincini KOYDUK MU şeklindeki ergen tavırlarıyla ortaya koyan, Barcelona kaybettiğinde gol yemiş takımın dut yemiş bülbül taraftarı moduna geçen arkadaşlarım var. Yapmayın. Kör olacaksınız. Bu Real Madrid antipatisi konusunda biraz empati kurabiliyorum. Çünkü basın net bir şekilde Barcelona’yı seviyor. Barcelona yenince “Barça Yendi”, R Madrid yenince “Barça Yenildi” şeklinde manşetler atan gazetelerimiz var. Sanarsın Katalunya vatandaşıyız anasınısatiyim. Dünya basını da aynı şekilde; Pepe Messi’nin eline bastığında çok ağır hakaretler almıştı. İlk defa bir gazetede ağır bir küfürü manşet olarak görmüştüm. Son El Clasico’da Iniesta Pepe’nin dizine kramponunu geçirdi, Dani Alves yerdeki Ronaldo’nun karnına ayağıyla vurdu. Bunların hiçbirisi haber olmadı. Ya da direk gazeteye değil de kamuoyunun düşüncesine göz atalım. Son El Clasico sonrası basın toplantısı için Sevilla maçı 30 dakika ertelenmişti. Sevilla taraftarı protesto olarak sahaya tenis topları atıp “Maçı durdurun. Mourinho konuşuyor.” yazılı pankart açmıştı. Trajikomik olan şu ki Sevilla taraftarı Mourinho’nun çıkıp “İşte Barça’nın mınakoyduk” tarzı laflar edip basın toplantısında ahkam keseceğini düşünüyordu. Mourinho basın toplantısına katılmadı bile. Zorunlu olduğu için yardımcısı Karanka’yı gönderdi. Basın toplantısında konuşması beklenen Guardiola’ydı. Ama kimse gidip de “Maçı durdurun. Guardiola konuşuyor.” diye pankart açmaz. Çünkü Guardiola’nın Mourinho’dan bi fazlası var ise o da halka karşı temiz bir imaj çizebiliyor olması. Mourinho bu konuda ağzında bakla ıslatmayan aklına geleni söyleyen bi karakterde. Ki çoğu Barça taraftarı, damarını kesseniz bordo-mavi akacak arkadaşlarımız bilmez Guardiola Barça’da futbolcu iken Mourinho Barça’da teknik direktör yardımcısıydı. Johan Cruyff’un ekolünü devam ettiren Bobby Robson’ın yardımcısıydı. Hatta Mourinho’nun takımda en yakın olduğu iki kişi Guardiola ve Tito. Hatırlamak gerekirse geçen yıl Mou maç bitiminde Tito’nun gözüne parmak sokmuştu.
Mourinho da şu an Barça’ya yapabileceğini yaptı. Önce Inter’de catenaccio ile Barça’nın Cruyff’un total futbolunu yendi. Sonra da Real Madrid’le Guardiola’ya meslek bıraktırdı.
Mourinho son yıllarda Cruyff’un total futbolunu yendi. Yıktı diyebilmemiz için sanırım biraz daha zamana ihtiyacımız var. Cruyff henüz Mourinho’nun Madrid’i ile ilgili tutan bir tespit veya açık da yakalayamadı. Altyapıdan oyuncu arayışına gitmeyeceğini söylemişti ama bunun doğru olduğunu söylemek için çok erken. Mou Madrid’de ikinci yılını yeni bitirdi.
Son olarak; ben Barcelona’ya dünyanın en iyi takımı değil demiyorum. Ya da Real Madrid’e dünyanın en iyi takımıdır demiyorum. Sadece ‘taraftarlık’ kavramını tekrar bi düşünmemiz gerek diyorum. İzlemek/konuşmak istediğimiz şey futbol mu?
Kaynak: gamespirit



